0312 284 86 76 0544 847 28 47

tepe-prime-logo
Home / Röportaj

eniyihekim.com İle Yaptığımız Röpotaj :

 

Merhabalar Hocam, öncelikle sizi ağırladığımız için memnuniyet duyduğumuzu belirtmek isteriz. Nasılsınız, iyi misiniz?
– İyiyim, teşekkür ederim.

Bize kendinizden bahseder misiniz?
– Tabi. 1991 Uludağ Üniversitesi’ni, 1998’de Çukurova Üniversitesi’nde Plastik Cerrahi Uzmanlığı’nı tamamladım. 2008 yılında Üniversite Doçenti ünvanı aldım. O zamandan 2012 yılına kadar özel sektörde vakıf hastaneleri ile farklı sağlık kuruluşlarında danışman ve kadrolu olarak çalışma ve araştırmalarımı sürdürdüm. 2012 Temmuz da Gestalt Estetik & Cerrahi Merkezi’ni açtım. Çalışmalarımı halen bu merkezde sürdürüyorum.

Vaktinizi oldukça iyi değerlendirmişsiniz. Peki hocam size göre hekimlik nedir? Neden hekim olmayı seçtiniz?
– Kısaca ve özetle, iyi, doğru ve güzel olan adına değer üretmek, paylaşmak, daha iyi bir dünya adına insana hizmet, topluma rehberlik ve ihtiyacı olanlara “dokunabilmek” diyebilirim.

Yoğun olmanıza rağmen işinizden memnunsunuz. Peki bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?
– Lise yıllarında Croce’dan “Sanat Tarihi”ni Hançerlioğlu’ndan “Düşünce Tarihi”ni okuyan, estetiğin ve güzel olanın peşinde sahafları gezen biriydim. Güzel olana ait tüm felsefi görüşleri henüz doktor olmadan özümsediğimi hatırlıyorum. O okuma ve zihin pratikleri şimdi tamamlanan estetik ait olan görüşlerimin hafriyat çalışmasıydı. İnşa yıllar içinde devam etti ve Tıp Fakültesi’nde Plastik cerrahiyle yani estetiğin iskeletiyle, mühendisliğiyle tanıştım. Algoritmik düşünce, planlama, strateji ve uygulama deneyimi isteyen plastik cerrahi uzmanlığı eğitiminde kendimi geliştirebilme ve gerçekleştirebilme imkanı yakaladım. Bu süreçte bana yol gösteren, öngörü ve önerileriyle yoluma ışık olan Prof. Dr. Önder Kıvanç hocayı rahmetle anıyor, minnettarlığımı yineliyorum.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir? Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?
– Tek cümleyle, adanmışlık ve feragat etme bilinci gerektirir gerçek hekimlik. Yapılan işin paraya tevil edilmemesi gerektiği kadar, işi uygulayanların yaşadıkları toplumda yeter koşulda ürettikleri iş ve harcadıkları zaman ve emek kadar gelir elde etmeleri garantilenmelidir. Tıp alanında çalışmalar, hizmet, eğitim ve araştırma alanlarında gerçekleştirilir. Her alanın kendine özgü çalışma zorlukları bulunur. Önce zarar vermemek, koruyucu hekimlik ve toplum sağlığı çalışmaları siyaset üstü değerlendirmeyi hak eden hassas konulardır. Sivil Toplum Örgütleri, siyasi partiler, uluslararası kuruluşlar ve medya ile ortak projelendirilmesi gereken sorunlarımız bulunuyor. Son zamanlarda mesleğimde beni en çok rahatsız eden konular, doktorların özel ve/veya kamuda, üniversitelerde giderek zorlaşan çalışma şartları, sektörde deneyimi olmayan sermaye sahiplerinin elinde acımasızca çalıştırılan doktorlar, kalite ve iyileşmeye odaklanma yerine kar ve skor peşinde koşan (performansa bağlı bölüşüm) sağlık politikaları, eğitim ve ruhsatı olmayan doktorların ticari getirisi nedeniyle uzman olmadıkları sahalara yaptıkları sınır aşımı ve ihlaller (özellikle estetik girişimler). Patente dönüştürülmeyen, ülke ekonomisine katkı sağlamaya dönüştürülemeyen yığınla akademik çalışma. Nitelik ve kurumsal donanımı olmayan yeni açılan üniversiteler ve tabii ki burada eğitim almaya çalışan geleceğin sağlık ordusu. Hasta memnuniyetleri ve iyileşmesine katkımızın olduğu bir çocuğun mutlu gülümsemesi bir nebze de olsa bu zorluklara karşı direnme gücü veriyor, panzehir oluyor.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?
– Beni hemen her zaman, mutluluk ve minnettarlığını ifade etmek için kelimelerden ziyade gözleriyle konuşan yaşlılar ve çocuklar çok etkiliyor. Beni en etkileyen olaysa, 12 yıl önce cilt kanserini tedavi ettiğim yaşlı bir hastamın yüzünde başka bir yerde çıkan cilt lezyonunun alınması için sadece bana ameliyat olacağını söylemesi ve çocuk ve torunlarınca uzun aramalar sonrasında bana ulaşmaları, ve elbette yaşlı hastamın beni görünce o donuk, çizgi dolu, yorgun yüzünde açan ve herkesi şaşırtan “buldum sonunda seni” diyen gülümsemesi, paha biçilemezdi.

Bize alanınızda yaptığınız çalışmalardan biraz söz eder misiniz?
– Özel muayene doktorluğu yapıyorum, Plastik Cerrahi’Ye aşık birisiyim, aklımda her zaman daha iyi, daha kolay, daha zararsız, daha izsiz, yan etkisiz, daha kısa nasıl olur sorusu kendine cevap arar. Bu aşkın platonik olmadığını da biliyorum. Özel ilgi alanım ve en sık başvurulma nedenleri psiko-estetik ihtiyaç ve beklentiler. Özellikle PRP adı verilen kişinin kendi kanından alınan büyüme faktörleriyle gerçekleştirilen yüz ve cilt yenilemeleri, burun ve meme estetiği en sık yaptığım uygulamalar. Önümüzdeki aylarda ana teması “Tıp mesleklerinde Sınır İhlalleri” üzerinde interdisipliner akademik bir toplantı organize edeceğim. Tıpta uzmanlık kolay alınmıyor, buraya verilen emeğin, uykusuz gecelerle, fedakarlıklarla, risklerle kazanılan bu uzmanlığın emeğine saygı duyulması gerektiğine inanıyorum. Bizler sonuçta “sınır namustur” diyen ceddi asker bir topluluğuz. Sağlıklı bir büyüme için ve hasta sağlığı güvenliği açısından emeğe saygı, uzmanlığa saygı diyorum. Etik ve Koruyucu Toplum Sağlığı önem verdiğim üzerinde çalıştığım diğer konular.

Gördüğümüz kadarıyla yoğun bir doktorsunuz, tedavi için başka şehirlerden gelen hastalarınız oluyor mu? Şayet oluyor ise, bu hastaların tedavilerini ve sonrasındaki takiplerini nasıl gerçekleştiriyorsunuz?
– Hasta bir sorunu olan insan demek, hekimse bilgi ve yaklaşımıyla bu soruna çare bulacak insan. Plastik cerrahinin duayen hocalarından bir meslektaş, plastik cerrahi “sorun çözme becerisidir” diyerek noktayı koyuyor. Evet problem ister bedenden, ister psikolojik veya mental yetersizlikten ya da çevresel olsun, bir “plastik rekonstrüktif ve estetik cerrah” ilk önce bu sorunu algılamalı, dinlemeli sonra en uygun stratejiyle planını uygulayabilmelidir. Bu gerekliliklere gerektirdiği önemi vermeyen meslektaşlarımın, bu özeni hastalarına verinceye kadar ve bu yazılımı zihin belleklerine yükleyinceye kadar az-çok ama mutlaka bir bedel ödemeleri kaçınılmaz. Takip ve kontrol en az yapılan iş kadar önemli bir gereklilik, zorunluluktur. Takip ve kontrolünü yapamayacağımız kişilere önce zarar verme ilkesi gereği “elektif” operasyonlar yapılmamalıdır.

Peki hocam, verdiğiniz değerli bilgiler için, güzel sohbetiniz ve bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak hastalara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?
-Dikkatsizce ve plansız yapılan her iş; ister kısa, ister kolay veya basit olsun olmasın her zaman başarısızlığa, özenle planlamayla yapılan her iş ise istediği kadar zor ve riskli olsun başarıya çok daha yakındır. Bunun farkında olmak, iyi hekim olmaktır. Hastamızı sadece dile getirdiği beklentiyle değil, bütününü oluşturduğu psikolojik, entelektüel, sosyal ve çevresel gereklilikleri içinde bir bütün olarak değerlendirmeliyiz zira, güzellik hemen her zaman “bütünle olan uyumdur”. Saygı ile.
Doç. Dr. Nedim Sarıfakıoğlu

http://www.eniyihekim.com/ankara/plastik-rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi/12491/nedim-sarifakioglu.htm

Doç.Dr. Nedim Sarıfakıoğlu

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

Soru / Mesaj Gönderin





E-Bültene Kayıt Olmak İstiyorum
EvetDaha Sonra

X
CHECK-IN
Whatsapp
Telefon